Kayıtlar

OSMANLI TARİHİ etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

VAHDETTİN VE MİLLİ MÜCADELE

Resim
Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkışı, Milli Mücadele'nin fiilen başlaması anlamına gelir. Ancak bu önemli olayın ardından, Atatürk'ün Samsun'a gönderilmesinde dönemin padişahı Vahdettin'in etkili olduğu yönünde çeşitli iddialar ortaya atılmıştır. Bu iddialar, özellikle bazı tarih yorumcuları ve siyasi çevreler tarafından zaman zaman gündeme getirilmiş, Atatürk'ün liderliğinin bağımsızlığına gölge düşürme amacı taşımıştır. Oysa tarihsel belgeler ve dönemin resmi kayıtları, bu tür iddiaların asılsız olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.   İDDİALARIN ÇIKIŞ NOKTASI Atatürk’ü Samsun’a Vahdettin’in gönderdiği iddialarının ilk çıkış noktalarından biri, 1929 yılında Mevlanzade Rıfat’ın Halep’te yayımladığı “Türkiye İnkılâbının İç Yüzü” adlı kitapta ortaya atılmasıdır. Bu kitapta, Vahdettin’in 14 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’e bir ferman verdiği ve onu Kurtuluş Savaşı’nı başlatması için Anadolu’ya gönde...

YIKILIŞ DÖNEMİ OSMANLI'DA GÜNDELİK YAŞAM | BÖLÜM:4

Resim
III. Anadolu Köylerinde Hayat: Derin Sefalet ve Cehalet 1. Köylerin Fiziki Koşulları Köyler, şehirlerden çok daha kötü durumdadır. Evler kerpiçten, bakımsız ve sağlıksızdır. Temizlik yoktur; içme suyu genellikle kirli kaynaklardan sağlanır, lağımlar açıkta akar. Mağmumî, köylerde yediden yetmişe herkesin frengili olduğunu aktarır. “Atranos’ta (Orhaneli) dağ köylerinde yediden yetmişe kadar frengili insanlar vardır.” 2. Sağlık ve Salgınlar Köylerde sağlık hizmeti yok denecek kadar azdır. Doktor bulunmaz, ilaç yoktur. Kolera, tifo, dizanteri, frengi gibi hastalıklar köylerde hızla yayılır. Çukurova’da pamuk tarlalarında çalışan insanlar, salgın hastalıklar ve kötü beslenme nedeniyle “böcekler gibi dökülüp gitmektedirler.” Mağmumî, köylere gittiğinde yanında getirdiği ilaç ve malzemelerle adeta seyyar bir hastane kurmak zorunda kalır. 3. Eğitim ve Cehalet Köylerde ve kasabalarda, eğitim işleri içler acısıdır. Ahırlarda, ölü yıkanan teneşirliklerde çacuklara yetersiz dini eğiti...

YIKILIŞ DÖNEMİ OSMANLI'DA GÜNDELİK YAŞAM | BÖLÜM:3

Resim
Anadolu’nun Gerçek Yüzünü 3. Bölümde Serafeddin Mağmumî’nin Anıları Işığında Osmanlı’nın Son Döneminde Toplum, Sağlık ve Yaşamını inceleyeceğiz. Geçmişin Gerçekliği ve Mağmumî’nin Tanıklığı Tarihsel geçmişe duyulan özlem, çoğu zaman gerçekliğin üzerini örten bir perde işlevi görür. Özellikle Türkiye gibi köklü dönüşümlerin yaşandığı bir coğrafyada, geçmişe atfedilen güzellikler çoğu zaman bir ütopyanın yansımasıdır. Serafeddin Mağmumî’nin “Bir Osmanlı Doktorunun Anıları” adlı eseri, bu tür nostaljik bakış açılarını sorgulayan ve Osmanlı’nın son dönem Anadolu’sunun toplumsal, ekonomik ve kültürel manzarasını çıplak gerçekliğiyle ortaya koyan nadir kaynaklardan biridir. Mağmumî, 1860’lı yıllarda İstanbul’da doğmuş, II. Abdülhamit’in baskıcı rejiminde hekimlik yapmış, Paris’e kaçmış, İttihat ve Terakki’nin kuruluşunda rol almış, sonrasında Mısır’a yerleşmiş ve Kral Faruk’un doktoru olmuştur. Onun anıları, Anadolu ve Suriye’deki şehir ve köylerin, halkın ve sağlık sisteminin du...

YIKILIŞ DÖNEMİ OSMANLI'DA GÜNDELİK YAŞAM | BÖLÜM:2

Resim
6. Ekonomik Yaşam: Tarım, Hayvancılık ve Zanaat 6.1. Tarım ve Hayvancılık Anadolu’nun ekonomik hayatı büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanır. Tarımda geleneksel yöntemler hâkimdir; modern alet ve teknikler nadiren kullanılır. “Köylüler, saban ve öküzle tarlayı sürer. Ürünler çoğunlukla kendi ihtiyaçları için yetiştirilir; fazlası ise kasaba pazarında satılır.” 6.2. Zanaat ve El Sanatları Kasaba ve şehirlerde ise zanaatkârlık gelişmiştir. Demircilik, bakırcılık, dokumacılık, halıcılık gibi el sanatları yaygındır. Her kasabanın kendine özgü bir zanaatı vardır. 6.3. Ticaret ve Pazarlar Haftalık pazarlar, köylüler için ürünlerini satma ve ihtiyaçlarını karşılama fırsatıdır. Ticaret, çoğu zaman gayrimüslimlerin elindedir. “Pazar günü, köyden kasabaya giden yollar insan ve hayvan kalabalığıyla dolar. Herkes elindeki ürünü satmaya, ihtiyacı olanı almaya çalışır. Pazar, aynı zamanda haberleşme ve eğlence yeridir.” 7. Gündelik Hayatın Ritmi: Zaman, Mekân ve Alışkanlıklar 7.1. Gü...

YIKILIŞ DÖNEMİ OSMANLI'DA GÜNDELİK YAŞAM | BÖLÜM:1

Resim
Osmanlı’nın son dönemlerinde Anadolu insanının günlük yaşantısını,ekonomik ve sosyal durumunu kaynak niteliğinde 2 kitap ışığında inceleyeceğiz. Anadolu’nun 19. Yüzyıldaki Günlük Hayatı ve Toplumsal Yapısı: Moltke’nin Gözünden Bir Dönemin Panoraması   Moltke’nin Anadolu’suna Bakış yüzyılın ikinci çeyreğinde, Osmanlı İmparatorluğu modernleşme sancıları içindeyken, Prusyalı subay Helmuth von Moltke Anadolu’yu adım adım dolaşır. Moltke’nin “Türkiye Mektupları”, yalnızca askeri gözlemler değil, Anadolu insanının gündelik hayatının, değerlerinin, toplumsal ilişkilerinin ve kültürel kodlarının da birinci elden anlatımıdır. Bu yazıda, Moltke’nin satır aralarından Anadolu’nun köylerinde, kasabalarında, şehirlerinde yaşayan insanların dünyasına, toplumsal konumlarına ve değişen/dönüşen hayatlarına odaklanacağız. 1. Anadolu’nun Fiziki ve Sosyal Coğrafyası 1.1. Coğrafyanın İnsan Yaşamına Etkisi Moltke, Anadolu’nun coğrafi çeşitliliğini, halkın yaşam biçimini belirleyen başlıca uns...

TALAT PAŞA

Resim
Mehmet Talat Paşa, Osmanlı Devleti’nin son döneminde etkili olan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen liderlerinden biridir. Hem Osmanlı Mebusan Meclisi’nde hem de İttihat ve Terakki Merkez-i Umumî’sinde aldığı rollerle, devletin kaderine yön veren figürlerden biri olmuştur. 1913-1918 yılları arasında Osmanlı iç politikasında ve savaş sürecinde üstlendiği görevlerle, Osmanlı modernleşmesinin ve çöküş sürecinin sembol isimlerinden biri haline gelmiştir. Talat Paşa'nın Hayatı ve Eğitimi Mehmet Talat, 1874 yılında Edirne’de doğdu. Rüştiye ve idadi eğitimini Edirne’de tamamladıktan sonra Posta ve Telgraf Nezareti’nde memur olarak çalışmaya başladı. Genç yaşta hürriyetçi fikirlerle tanıştı ve 1890’ların sonunda gizli cemiyetlere katıldı. Bu faaliyetleri nedeniyle tutuklandı ve Manastır’a sürgün edildi. Burada Jön Türk hareketiyle ilişkilerini derinleştirdi. Siyasi Yükselişi ve İttihat ve Terakki Cemiyeti Talat Bey, II. Meşrutiyet’in ilanında etkin rol oynayan İttihat v...

OSMANLILAR KAYI BOYUNDAN MI GELİYOR?

Resim
Osmanlı Devleti’nin kuruluş süreci, tarihçiliğin en tartışmalı alanlarından biridir. Bu sürece dair bilgilerin büyük kısmı, devletin kuruluşundan yaklaşık bir asır sonra yazılmış eserlerden derlenmiştir. Bunlardan biri de Osmanlıların Oğuzların Bozok kolunun Günhan soyundan gelen Kayı boyuna mensup olduğu iddiasıdır. Bu iddia, Osmanlı tarih yazıcılığının ilk dönemlerinden itibaren kabul görmüş; ancak modern tarihçilikte çeşitli şüphelerle karşılanmıştır. Osmanlıların Soy Kütüğü ve İlk Kaynaklar Osmanlıların Kayı boyuna dayandığına dair ilk açık ifadeler, 15. yüzyılda yazılan tarihî metinlerde görülür. Bunlardan en önemlisi, Aşıkpaşazade’nin 'Tevârîh-i Âl-i Osman' adlı eseridir. Aşıkpaşazade, Osmanlıların Kayı boyuna mensup olduğunu belirtir ve Oğuzname geleneğine dayanarak bu soyu meşrulaştırır. Benzer şekilde, Neşrî'nin 'Kitâb-ı Cihannümâ' adlı eserinde de bu soy anlatısı tekrarlanır. Ancak bu yazarlar, Osman Gazi’nin yaşadığı döneme yakın değildirler. ...